karga awdio

The Wall'un turne filmi Eylül'de

2013’te sonlanan 3 yıllık turnenin belgeseli Toronto’da prömiyer yapıyor

2014 yılı Pink Floyd için hareketli bir yıl olmaya devam ediyor. The Division Bell’in 20. yıl edisyonu, gene aynı albümden yayınlanmamış şarkılardan oluşan, Ekim ayında yayınlanacak “yeni” albüm The Endless River ve Roger Waters’ın 2010-2013 arası yaptığı, aralarında İstanbul’un da bulunduğu 219 konserden oluşan The Wall Live Tour belgeseli şimdilik elimizde bulunanlar. 20 yıldır yeni bir albüm çıkarmamış bir grup için yeter de artar bile.

The Endless River olayı: Buna yeni Pink Floyd albümü denmesi bazı kafaları karıştırıyor olabilir. Öncelikle Roger Waters’ın 1980’den beri grubun yeni çalışmaları ile herhangi bir alakası olmadığını hatırlatalım. The Endless River 1994’te yayınlanan son Pink Floyd albümü The Divison Bell’in kayıtları sırasında oraya çıkmış daha çok enstrümental ve ambient tarzı şarkılardan oluşan bir albüm olacak. Zamanında The Big Spliff adıyla yayınlanması planlanmış ama daha sonra fikir rafa kaldırılmış. Grubun klavyecisi Rick Wright’ın 2008’de aramızdan ayrılmasından sonra ona adanmış bir veda busesi olması amacıyla günyüzüne çıkarıldığını söyleyebiliriz. Her yönüyle önemli bir albüm olacaktır.

The Wall Live: Hem dedesini hem de babasını iki farklı Dünya Savaşı’nda kaybetmiş biri olarak The Wall albümü Roger Waters’ın en önem verdiği çalışması. Bir Pink Floyd albümünden daha çok bir Roger Waters solosu diyebiliriz bu albüme. Waters’ın 2010 yılında tekrar bir turne şovu haline getirdiği albüm gerçekten etkileyici sonuçlar yarattı. (İstanbul ayağı ile ilgili geçen yıl eylül sayısında kargamecmua'ya yazdığım izlenim yazısını da buradan okuyabilirsiniz: http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/74/364#) Eylül’de Toronto Film Festivali’nde prömiyerini yapacak bu turne belgeselinin yönetimi de Waters’a ait. Zamanında The Wall filminden pek de hazzetmeyen Waters için aslında bir sayfayı kapamak ve hayatının en önemli eserini layıkıyla ölümsüzleştirmek için en mantıklı son adım bu.

Böylece sanırız sürpriz gelişmeler olmazsa Pink Floyd sayfasını kapatmaya hazırlanıyoruz diyebiliriz. Umut edelim bu birçok kişinin hayatını değiştiren, ona anlam katan ve Syd Barrett’ıyla, kavgalarıyla fırtınalı bir hikâye yazan grubun elvedası da şanına yaraşır olsun.

Utkan Çınar

Mayıs 2011, Londra, The Wall turnesi ve diken diken tüyler:



GERİ