karga awdio

2017'den eleğin üzerinde kalanlar #2

Filmler

Sinemanın son yıllarda dizi mantığı karşısında çok iyi sınavlar verdiğini söylemek zor. İyisinden çok kötüsü var. Senaryo ve hafıza yer edebilirlik endeksinde aşağıdalar. Yine de Lanthimos, Nichols, Larrain, McDonaugh, Östlund gibi yetenekli isimlerden iyi işler gördük. Onların bahsi çok geçti; aşağıda ise gözden kaçırmış olabileceğiniz birkaç film var. Evde yılbaşı için ilginiz çekebilirler belki.

 

Good Time:

 

Safdie Brothers’ın 3. uzun metrajı Good Time onları bir anda oldukça tanınır hale getirdi. Hakkıyla da. Twilight serisinden sonra iyi yönetmenlerle (Cronenberg, Corbijn, Michôd) çalışan Robert Pattinson’ın, ki bu sene yer aldığı bir başka film The Lost City of Z de yılın iyice işlerindendi, filmin ana karakterini canlandırdığı film, en hafif tabirle sosyopat  kardeşiyle banka soymaya kalkan bir “kaybeden”in hayatından kısa bir keside odaklanıyor. Kardeşin hapse düşmesi ve daha sonra yanlış kişiyi kaçırması gibi olaylar oldukça realist ve ikna edici anlatılmış. Özellikle filmin sonuna doğru yaşanan korku tüneli fonlu sahneler hafızalarda kalacak güzellikte. Yetenekli Oneohtrix Point Never’ın müzikleri yer yer bol keseden kullanılsa da müziğin ve hikayenin iyiliği buna çok takılmamamızı sağlıyor. Safdie Kardeşler şimdi de 48 Saat ‘in tekrar çevirimine el atıyormuş. ‘80’lerde çekilen, Nick Nolte ve Eddie Murphy’nin sevilen filmine kardeşlerin yapacağı şekil merak uyandırıyor. Dışlanmış karakterlere, alt sınıflara olan duyarlılıkları takdir-e şayan.

 

Prevenge:

 

Şu Ben Wheatley ve şürekasının ingiliz gerilimine kattığı çok önemli şeyler var. Hollywood’a yollanan Wheatley arkasında sağlam bir ekip bıraktı. Wheatley’nin ilk 3 filmi onun kariyerinde ayrı bir yerde duracaktır.Bunlardan SightSeers’i onunla beraber yazan ve o filmde de başrolde gördüğümüz Alice Lowe gene aynı damardan Prevenge ile türün takipçisi olmayanları bile cezbedecek bir slasher işle geldi bu sene. Hamile iken kocasını bir tırmanış kazasında kaybettiğini anladığımız gene Lowe’un oynadığı ana karakterimizin bebeğinden direktifler alarak o kazada payları olan insanları teker teker haklamasını anlatan iş; mizahi tonu, Lowe’un gayet başarılı oyunculuğu ile yılın en başarılı filmlerinden biriydi. Gene Lowe’un oynadığı, Wheatley'nin yapımcılığını üstlendiği ve gene Wheatley’nin Kill List’inde rol alan Gareth Tuney’nin yazıp yönettiği The Ghoul da tuhaf, paranoyak bir noir olarak ilgimizi çeken bir yapım oldu. Ekip sağlam, takipte olmalı.

 

1922:

 

Netflix’in önümüzdeki yıl 80’in üzerinde orijinal film yapacağı söyleniyor. Kaliteyi ne kadar tutturabilecekler göreceğiz. 2017’de Stephen King uyarlaması çılgınlığına (ki mecmuada biz de 3 ay boyunca değinmiştik) iki kendi halinde filmle katkı yaptılar. Bir öyküsünden esinlenilen 1922 asıl ilgimizi çeken çalışma oldu. Kariyerinde genelde 2. sınıf işlerde yer alan Thomas Jane’in başrolünde yer aldığı yapım, 1922 yılında, çiftliği satıp şehre taşınmak isteyen eşini oğluyla birlikte öldüren bir çiftçinin başına gelenleri konu alıyor. Jane’in aşırı ağdalı aksanı çok zevkli ve çaktırmadan gayet başarılı mizahi oyunculuğu iyi bir sürpriz oldu. Ayrıca güzel müzikleri de Mike Patton’dan. Diğer King uyarlaması ise Gerald’s Game. Tek mekanda geçen,  çocuk tacizi üzerinden sağlam bir King gerilimi uyarlaması olan filmde Carla Gugino’nun zor bir performansın altından hakkıyla kalkabildiğini söyleyebiliriz.  Kitaptaki öğeleri ekrana yansıtma konusunda da sıkıntı çektiklerini de söyleyemeyiz. Netflix’ten iyi hizmet.

Utkan Çınar

 

Okja:

Artık Netflix fimleri de Cannes Festivali'ne seçiliyor. Yılın sürprizlerinden biri olan Okja, aslen bir çocuk filmi. Joon-ho Bong'un yaratıcısı ve yönetmeni olduğu film, sektörel et üretimi içerisinde nahif bir hikâyeyi, bir laboratuvar hayvanı ile bir kız çocuğunun dostluğunu anlatıyor. Okja, dünyadaki açlık sorununu bitirmek için DNA'sı geliştirilerek üretilmiş bir cins dev domuz. Hikâye gereği yetişeceği uygun ortamı bulmak için dünyanın farklı floralarına gönderilen DNA'daşından biri olarak 10 yıl boyunda Kore'nin dağlarında yaşarken bakıcısı ve en büyük dostu, kız çocuğu Mija (An Seo Hyun) ile benzersiz bir ilişki kuruyor. Ancak sözleşme vakti dolduğunda Okja, sahibi olan çok uluslu şirkete geri verilmek zorunda. Mija Okja'ya tekrar kavuşmak için büyük bir maceraya atılıyor. Başrollerdeki Tilda Swinton ile Paul Dano ve yan rollerde Giancarlo Esposito ile Jake Gyllenhaal'ın oyunculukları şaşırtmıyor. Ama çocuk oyuncu An Seo Hyun bundan sonra da adını sık sık duymamıza sebep olacak bir performans sergilemiş. Nahifliği yanında çok hızlı sekansları ve aksiyonu da bol bir film Okja. Keyifli, heyecanlı, duygusal.

Tayfun Polat

 

Önceki yıllardaki film ve belgesel değerlendirmelerine buralardan ulaşabilirsiniz: 2014, 2015, 2016

23.12.2017



GERİ