karga awdio

Arsenal’de yarısı boş, yarısı dolu 20 yıl

Arsène Wenger'in Arsenal hikâyesi

“İkisinin de ismi “Arsen” ile başlıyor.” İlk tepkimiz bu olmuştu Wenger Japonya hikâyesini bırakıp İngiltere’ye gitmeye karar verdiğinde. Eğer o yıl Arsenal’in teklifi gelmeseydi büyük ihtimal temelli Japonya’ya taşınacağını düşündüğünü söylüyor. Hayırlısı olmuş. Guy Roux (Auxerre’le 44 yıl) ve Alex Ferguson’la (Manchester United ile 27 yıl) beraber bu zorlu liglerde, tek kulüple 20 yıla ulaşan çok az sayıda isimden biri. Ama hâlâ tartışılmaya devam ediliyor. İlk 10 senesi muazzam, kalan on senesi homurdanmalarla geçen hikâyesine bir bakalım istedik.

Wenger’i ilk nereden hatırlarsınız? Tabii ki 1989 Şampiyon Kulüpler Kupası Çeyrek Finali’nden. Weah’lı, Hoddle’lı Monaco’nun başında, Galatasaray’ın karşısındaydı Wenger. Ama Prekazi ve Tanju’nun gollerine yenilerek eleniyordu. Sonrasında 1994’e kadar orta karar bir Monaco kariyeri oldu. Hatta 1994’te Japonya’ya gitmeden 17 yaşındaki Thierry Henry ile de çalışma fırsatı bulmuştu. Japonya’da Nagoya Grampus Eight ile oldukça başarılı bir sezon geçirdi. Dragan Stojkovic’in (bu abinin yeteneklerine de ayrı bir yazı gerekir) liderliğinde İmparatorluk Kupası’nı kazanıp, J-League’i 2. bitirdi.

Wenger 1 Ekim 1996’da göreve başladığında Arsenal kötü bir takım değildi. 1989 ve 1991’de şampiyon olmuşlar, 1994’te de Kupa Galipleri Kupası’nı kazanmışlardı. (1995’te aynı başarıyı tekrar etmelerine eski-Tottenham’lı Nayim’in orta sahadan attığı gol engel olmuştu. Aynı Seaman daha sonra 2002 Dünya Kupası’nda Ronaldinho’dan da benzer bir gol yemişti.) Bu başarıların ardındaki isim George Graham’in ismi birtakım nahoşluklara karışınca Arsenal kendini hocasız bulmuştu. Cruyff söylentileri vardı ama kulüp Wenger’i seçti. Takım Adams-Keown-Winterburn-Dixon ve kalede Seaman gibi çok iyi bir defans hattına, Ian Wright ve Dennis Bergkamp gibi iki efsane hücumcuya sahipti. Wenger yanında Patrick Viera’yı da getirdiğinde ve 1997’de Marc Overmars ve Emmanuel Petit, 1999’da da Henry’nin katılımıyla acayip bir kadroya sahip olduklarını söyleyebiliriz. Sonrasında 1998, 2002 ve yenilgisiz bir şekilde 2004 yıllarında şampiyon oldular. Kalan şampiyonlukları Man Utd’a kaptırsalar da hep 2.’ydiler. Yani bir yandan Wenger olmasa 1995-2005 arası bütün şampiyonluklar Ferguson’un Man Utd’ına gidebilirdi.

2. on yılı ise ilkini arattı haliyle. Bunun birçok nedeni olabilir. 2006’da Şampiyonlar Ligi finalini kaybetmeleriyle başlayan süreç yaralayıcı oldu. Highbury’den Emirates’e taşınma sürecinde kulüp transferde pinti davrandı. Önce Abramoviç, sonrasında Amerikalı şirketlerin, Arap şeyhlerin güdümüne giren takımlar para saçmaya başlamışlardı. Arsenal artık Henry’yi değil Chamakh’ı alabiliyordu. Gelişmelerine ön ayak olduğu genç oyuncular ise çok büyük oranda sakatlıklarla ya da başka takımlara giderek potansiyellerine Arsenal’de ulaşamadılar. Arsenal 2005-2014 arasını kupa kazanamadan geçirdi. Bunun yanında Wenger’in Avrupa’da biri Galatasaray’a diğeri Barcelona’ya* kaybedilmiş sadece 2 finali var. Bir yandan da hiç Şampiyonlar Ligi’ne katılamadıkları olmadı, her zaman gruplardan çıktılar ama son 6 yıldır da hep 2. turda elendiler. Kura şansı da pek yanlarında olmadı. Premier Lig’i onun döneminde hiç ilk 4’ün dışında bitirmediler. 6 FA Cup galibiyetiyle de bu konuda 19. yy sonu-20. yy başı Aston Villa efsanesi George Ramsay ile başı çekiyor. Yani bardağa neresinden baktığınız önemli. O olmasaydı Arsenal böyle ciddi bir ekip olur muydu bilemeyiz. Ya da 2006’da bıraksa yerine gelecek kişi daha mı başarılı olurdu? Bu bir tercih meselesi herhalde. Bugün baktığımızda Arsenal finansal açıdan gayet sağlıklı ve çok yetenekli oyuncularla hâlâ başa güreşebilen bir ekip. Ve en önemlisi her Arsenal maçını açtığınızda keyifli bir oyun izleme şansınız oldukça yüksek.

67 yaşına gelen Wenger daha ne kadar kulübün başında kalır bilinmez ama kötü beslenme ve alkol tüketiminde (özellikle Tony Adams) tavan yapmış bir ligin çehresini değiştirdiği de bir gerçek. Onun sayesinde oyuncular artık daha sağlıklı, daha çok hoca genç oyunculara yer veriyor. Belki biraz daha kibar artık insanlar. Wenger belki yeteri kadar kupa kazamadı ama futbola bir asalet getirdiği kesin. Bu da kupalardan daha önemli.

*Villareal ile oynadıkları yarı finalde, Juan Roman Riquelme 89. dakikada penaltıyı kaçırmasa o final de olmayacaktı.

Yenilgisiz bitirdikleri 2003-04 sezonundan özetler:

Utkan Çınar / 01.10.2016



GERİ