karga awdio

Karanlık Kapıya Vuran Işık ya da Siouxie & The Banshees

Banshee'ler yola koyulalı 40 yıl olmuş.

Bildiğiniz tüm karanlık, post punk, deneysel-pop gruplarını bir potada eritin, ayrıştırın ve ortaya çıkan elementleri ayrı ayrı tartın. Sonuçta her daim elinizdeki üç ağır element kalacaktır; David Bowie, Throbing Gristle ve Siouxie & The Banshees. İlk ikisinin ve saf blues’un aynı zamanda punk’ın bağımlılık yaratan çiğliğinden de sorumlu oldukları bilgisini de bir kenara koyarsak üçüncü seçeneğimiz olan Siouxie & The Banshees tek başına bir ses deryası olarak karşımıza çıkar. İşte o ses deryası bu yıl 40. Yaşına bastı.

40 yaşına bastı diyoruz ama tabii ki ekip 1996 yılında çalışmayı bırakıp başka projelere kendini verdi. Yine de bu bir Banshees hayranını durdurmamakta. Onbir uzunçalar, bir ton arka yüz şarkısı ile her bünyeye hitap eden külliyatları bizi bir 40 sene daha götürür. Bir çok takipçisi yeni albüm haberi bekleyerek vakit kaybetmez. Her albüm zaten tekrar tekrar okunan bir kitap tadındadır, sıkmaz, her seferinde yeni bir şey hatırlatır.

Punk döneminin eril atmosferinde, İngiliz sahnesinin tüm o hafif ergen ama çoğunlukla politik asabiyet döneminde tamamen dikenden oluşan, dokunulması imkânsız bir çiçek gibi bitiyor Siouxie Sioux ve kadim ruh ikizi Steven Severin. Bugün popüler müzik sahnesinde (bana göre) kadın olmayı tarif eden iki isim var; Kate Bush ve Siouxie Sioux. Paketlenmiş bir ürün olarak değil, birey olarak var olan, istek ve arzu üzerine değil, kendi tercihi ve normalliği olarak cinselliğini vurgulayan, çıkarttığı tüm sesleri onlarca ortak insan ile var eden ama kimsenin harcın ana maddesi olmasından şikâyet etmediği, tam tersi gurur duyduyu dişi insanlar. Siouxie & The Banshees genelde Steve Severin’in ses motifleri ile yol alsa da bana her zaman kadın grubu olarak dokunmuştur, sanırım hep öyle kamaya da devam edecek. Yıllar içinde ekibe dahil olup yolları ayıran Robert Smith de, Magazine, Visage ve P.I.L. gibi ekiplerde yer almış John Alexander McGeoch de, ekiple beraber uzun yürüyüş yapan sonrasında Siouxie ile Creatures güzelliğine imza atan Budgie de hep kadınmış gibi. Hatta sıkıntılı delikanlılığın kitabını yazmış Sid Vicious bile.

Aslında Siouxie & the Banshees’ın tüm şarkıları kadın gibi. O yüzden ne yaparsam yapayım anlatmakta tıkanıyorum. O güzel ruh ve bedeni, başka bir tür insanlığı, cinsiyetsizliğin bile sonunda kadın olmasını anlatmakta zorlanıyorum. Siz en iyisi Juju, Scream veya Kaleidescope albümlerinden birini dinleyip bugünü ve olabilecek diğer günleri güzel geçirmeye bakın. Bir saniye, vazgeçtim, bence üçünü de ve hatta diğerlerini de dinleyin...

(Hatırlatma için Rafet Arslan’a teşekkürler)

Murat Mrt Seçkin // Eylül 2016



GERİ