karga awdio

Yorum: Vinyl

2. sezonunu da alan HBO’nun yüksek bütçeli dizisi gerçekten kötü mü?

Henüz 2 bölümünü izlediğimiz Vinyl için öncelikle bir Boardwalk Empire referansına gitmeli. Martin Scorsese’nin televizyona yaptığı ilk iş Boardwalk… özellikle ilk sezonlarında çok iyi iş çıkarmıştı. Ve geri dönüp baktığımızda kaliteli ve iyi bir yapım olarak hatırlıyoruz. Vinyl’da başrolü verdikleri Bobby Cannavale de aynı yapıma geç katılsa da etkisini hissettirmişti. O yapım için doğru bir yüzdü. Peki Vinyl’de ne kadar işliyor? Cannavale’nin İtalyan mafya prototipi bir yüze sahip olması başlarda işinizi zorlaştırıyor. ‘70’lerde kokaine boğulmuş bir plak şirketi yöneticisini andırmıyor. Ama özellikle ikinci bölümdeki bolca da mizah barındıran oyunculuğu onun aslında geniş spektruma sahip bir oyuncu olabileceğinin de sinyallerini veriyor. Çok da sevimsiz bir tip değil. Zamanla tonunu oturtabilirse hatırlanacak bir karakter çıkarabilir ortaya.

Müzikle iç içe film ve dizilerde hep bir zorluk vardır. Yorucu olabilirler. Bunu yakın zamanın örnekleri Treme ve pembe dizi ayarındaki Nashville’de de gördük. Vinyl’de müziğin kalitesi hep yüksek. Tek sorun montaj sıralamasında yer yer boşluk dolduruyor gibi duruyorlar ve akışta sorun yaratabiliyorlar. Gene de bundan fazla şikâyet etmeyeceğim şimdilik. Yapımın 2. bölümündeki o The Velvet Underground cover'larında vokalde The Strokes’tan tanıdığımız Julian Casablancas ve arkasında Yo La Tengo'dan James Mc New, Sonic Youth’tan Steve Shelley ve Lee Ranaldo harika iş çıkarıyorlar. Bu üçlü ayrıca dizinin kurgu-grubu, James Jagger'ın vokalistliğini yaptığı The Nasty Bits'i de oluşturuyorlar. Lee Ranaldo ayrıca konser sahnelerinin gerçekçi olabilmesi için sette danışmanlık da yapıyor ki iyi iş çıkardıkları kesin bu konuda. David Johansen de yeniden yorumladığı New York Dolls klasiği "Personality Crisis" da çok iyi. İlerleyen bölümlerde Chris Cornell ve Iggy Pop gibi isimleri de duyabileceğiz. Kısaca yapımın müziği her sezon iyi bir soundtrack niteliği kazanabilecek güçte.

Oyuncu kadrosunun kalanına baktığımızda şaşırtıcı derecede iyi bir Ray Romano görüyoruz. Juno Temple, Ato Essandoh ve Olivia Wilde da gayet iyi iş çıkarıyorlar. Daha fazla "ünlü" isim olmasa da iyi bir casting aşaması geçirdiği kesin. James Jagger ise baba kontenjanında gelse ve benzerliğiyle (ayrıca gene şaşırtıcı biçimde Bob Dylan’ın müzisyen oğlu Jakob Dylan’a da benzemekte) tebessüm yaratsa da, oyunculuk kariyerini zorlamasa daha iyi olabilir.

Dizinin '70’lerde geçmesi, o dönemin harika eşya ve aksesuar kıyafetlerine yeterince özenilmiş olması artı puan. Her Scorsese yapımında olduğu gibi hiçbir masraftan kaçınılmamış. Yönetmenin bu çok da tutumlu olmayan yaklaşımı, şatafatlı ilk bölümde de farkedebileceğiniz üzere her zaman çok iyi sonuçlar vermiyor ama gene de kılı kırk yarma konusundaki tutkusuna da saygı göstermeli. Nereye varacağını bilemiyoruz ama dizinin görece "kriminel-karanlık" yan hikâyesine gerek var mıydı çok da emin değilim. (spoiler vermeden bu kadar)

Vinyl kesinlikle hemen kendi sevdiren bir yapım değil. Harcanan paraya da bakıldığında şimdilik başarısız da denebilir. Ama 2. sezonu şimdiden alması işin gelişebileceğinin ve yeni karakterler ve yeni müziklerle kendini bulabileceği umudunu da veriyor. İlk sezon bitince bir daha bakarız duruma.

 

Utkan Çınar / 27.02.2016



GERİ