karga awdio

Yorum: 11.22.63

Stephen King'in dizi uyarlaması tadında gözüküyor

Zamanda yolculuk öyle bir konsept ki tonlarca filmi, dizisi yapılmasına, kitabı yazılmasına rağmen hala bir şekilde ilgimizi çekmeyi başarıyor. Bu işi de 40 senedir gerilim denince akla gelen ilk isim olan Stephen King yapınca bir merakımızı cezbediyor tabii. King'in 2011'de yayınladığı 11.22.63 isimli romanının konusu basit. Günümüzde yaşayan bir yazar bazı olayların gelişmesiyle geçmişe dönerek Kennedy suikastini engellemeye çalışır. Hem zaman yolculuğunu hem de komplo teorilerini seviyorsanız harika bir karışım.

Önce projeyi inceleyelim. İlk başta Jonathan Demme, romanın film adaptasyonu için oldukça ilgiliymiş. Ancak King ile anlaşamadıkları noktalar ortaya çıkınca o iş yatmış. (Yayınlanan ilk bölümde Demme'nin, kanımca çok da başarılı sayılamayacak, The Manchurian Candidate filmine de gönderme var.) Sonra her taşın altından çıkan J.J. Abrams yapımcılığını üstlenerek 8 bölümlük bir kısa-seriye dönüştürmüş. Yönetmen İskoç Kevin McDonald, başarılı Bob Marley belgeseli Marley, Forest Whitaker'a Oscar kazandıran Idi Amin biopik'i The Last King of  Scotland ve State of Play gibi filmlerle, tanınan bir yönetmen. Geliştiren Bridget Carpenter da ödüllü bir tiyatro ve dizi yazarı. Başrolde ise genelde hangi kaba koyacağımızı bilemediğimiz James Franco var. Peki sonuç ne?

Bir kere bu kısa-seri (limited veya mini series) mantığı daha iyi. "Reyting aldı, uzatalım" yanlışına bağışıklıkları var. Ne beklemeniz gerektiğini biliyorsunuz. Ayrıca daha güçlü odaklanarak yapılabiliyor ve genelde estetiği, sinematografisi uzun işlerdeki gibi yorulmuyor. Örnek olarak hem True Detective'i hem de Fargo'yu verebiliriz. Kısa-seri olarak başladıkları ilk sezonları harikayken 2. sezonlarında o kaliteye ulaşamadılar. Tadında bırak, efsane ol. 11.22.63 bu yanlışa düşer mi bilimiyoruz ama başlangıç gayet iyi gözüktü. Neredeyse her romanı birşeylere uyarlanmış bir isimle uğraşmak kolay olmasa gerek. Burada da geçmişin en bilinen King uyarlamalarından Misery'nin havasını hissedebiliyorsunuz. Ki bu da kötü bir şey değil. "Geçmiş"in sinematografisi, dekorları ve fonu gayet iyi kotarılmış. Daha başlarında Spoon'u duyunca da müzikleri konusunda umutlanıyorsunuz . Yer yer Geleceğe Dönüş'ü hatırlatırken düşük kalite televizyon dramalarını da sezdiren tekinsiz bir havası da var. Sade ama sorulara cevap veren diyalogların (zaman yolculuğunun kuralları iyi koyulmuş, bu önemli) yanında düşük tonlu oyunculuklar King-vari gerilimi seyirciye gayet iyi geçiriyor. Chris Cooper'ı görmek her zaman güzel; başrol James Franco ise çok geniş bir spektruma sahip oyunculuk kariyerine sahip olmasıyla burada da işini iyi yapıyor. Mizahı ve uzaklığının tadı yerinde.

Henüz daha bir bölüm gördük ve iyi devam etmesini umalım. Özellikle nerd camiasının ana babalarıyla rahatlıkla izleyebileceği bir yapım.

Fragman:

Utkan Çınar / 16.02.2016

 



GERİ