karga awdio

Yorum: Amy

Çok mu erken?

Önceki aylarda hem Kurt Cobain* hem de Elliott Smith** belgesellerini yorumlarken Amy ile bu dosyayı kapatacağımızı söylemiştik. Hem mekan hem de kültür olarak birbirlerine çok da yakın durmayan bu üç karakterin belgeselleri de birbirine benzer nitelikte değiller. Ama aralarında trajedisi en yakın olan isim Amy Winehouse olduğu için de en çok ilgi çekeni bu oldu haliyle. Zaten belgesel ile ilgili ilk derdim de burada. Cobain'in ölümünden 21, Smith'in ölümünden de 12 yıl sonra geldi belgeselleri. Winehouse'unki ise sadece 4 yıl sonra. Bu "hızlı" yaşanan çağımızın bir göstergesi mi? İşe sıcağı sıcağına girmek de bir tavır olabilir tabii. Ama gene de ben bu tarz işlerde bir 10 yıl kadar beklenmesi kanısındayım. O zaman hem yeni bir kuşağa tanıtma işini de kotarabiliyorsunuz. Zaten internet sayesinde yaşamına neredeyse birebir tanık olduğumuz Winehouse için bir bekleme süresi iyi olabilirdi.

Asif Kapadia kendini oldukça başarılı Senna belgeseliyle tanıttı. 1994'te San Marino'da hayatını kaybeden efsane Formula 1'cinin yaşamını gayet iyi bir araştırmayla ekrana dökümüştü. Haliyle Amy'nin de ona bırakılması, İngiliz olması da buna bir etken sanırım, doğru bir seçim. Cobain belgeseliyle karşılaştırdığımızda manipülasyona neredeyse hiç girmeden bu görevi tamamlaması da takdire şayan. Sadece ev ve basından alınmış materyellerle harika bir montaj performansı olduğunu da söyleyebiliriz. Ama dediğim gibi bunun için sanki biraz erkendi.

Cobain belgeseli Montage of Heck yorumumda en çok canımı sıkan tarafın Cobain'in hayatına fazla girilmesi ve hayattayken paylaşmadıklarının (ev videoları, kayıtlar vs.) bayağı manipülatif bir şekilde sunulması olduğunu yazmıştım. Amy'de de bu, o kadar ayyuka çıkmasa da gene de var. Belgesellerde artık aramızda olmayan birinin özel hayatının nereye kadar paylaşılacağı konusunda bir sınır olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü siz hikayeniz için bir telesekreter mesajı kullandığınızda, belki daha da önemli diğer bütün telesekreter mesajlarını vermek zorundasınız ki izleyiciler kendi objektif kararlarını verebilsinler. Bunu da yapamayacağınıza göre bizim sanatçıyı tanımamızı sağlayan müziğine odaklanmanız gerekir. Aksi halde bunun yeri "gerçek hayattan esinlenilmiş" bir biopik'tir. Hem Cobain'de hem de Amy'de bu sıkıntının olduğunu düşünüyorum. Gene de tekrar edeyim, Kapadia Amy'e çok daha insaflı davranmış. Sonuçta babası ve eski sevgilisinin Winehouse'un sonunu hazırlayan isimler olduğunu ana hikayesi yapan bir iş ile karşı karşıyayız.

Bu üç belgeseli de izlediğinizde benzer bir ruh haliyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Çok yetenekli müzisyenler, bir şekilde gelen şöhret, gerçek arkadaşların yerini alan sahte yüzler, yalnızlık, alkol, uyuşturucu ve kaçınılmaz son. Müzik sektörü yeteneklerini hiç koruyamadı. Bundan korunabilmek için de ya hali hazırda iyi bir aile, zengin ve eğitimli bir arka plandan gelmeniz gerekiyor ya da şanslı olmanız. Ne Cobain ne Smith ne de Winehouse ilk kayıplarımız değildi, son da olmayacaklar. Olgun yaşlarını görememeleri en büyük trajedi. Bütün bu hengamenin önünde çok daha güçlü durabilecekleri yaşları. Mutlu ve huzurlu olabilecekleri yaşları. Belki de en iyi eserlerini verebilecekleri yaşları.

*Montage of Heck yazısı

**Heaven Adores You yazısı

Amy fragmanı:

Filmden stüdyo anları:

Herşeyden önce Jools Holland'da:

Utkan Çınar / 07.11.2015

 

 



GERİ