karga awdio

Yorum: Heaven Adores You

Nickolas Rossi'nin Elliott Smith belgeseli

2015 yılı, aramızdan zamansızca ayrılan müzisyenlerin belgeselleri konusunda hareketli geçiyor. Kurt Cobain belgeseli Montage of Heck’i izledik ve burada yorumladık. Sırada Cobain ve Jeff Buckley ile erken ölümü bir kuşağı en çok etkilemiş müzisyenlerden bir tanesi, Elliott Smith var. Amy Winehouse (Amy) belgeselini ise havalar biraz serinleyince buralarda görebilirsiniz.

Bir müzisyenin belgeselinin yapılması için şöhret olmasının yanında aslında iki neden olmalı: Ya Sixto Rodriguez, Daniel Johnston gibi egzantrik bir hayat hikâyeleri veya kariyerleri olması ya da müzikal anlamda özgünlük seviyesinin çok yüksek olması ve yeni ufuklar göstermiş biri olması. Elliott Smith bu iki kategoriye de tam girmiyor. Bu yüzden hakkındaki belgesel Heaven Adores You'yu izlerken bizim bilmediğimiz veyahut tahmin etmediğimiz yanlarını görme beklentim vardı. Ama sonuçta izlediğim şey, Smith’in müziğiyle beraber yaşadığı şehirlerin (özellikle Portland ve New York) indie kliplerinin bir kolajından oluşuyor adeta. Bunun nedeni Smith’in sessiz ve içine kapalı biri olması olabilir. Ama bundan da çok emin olamıyoruz. Konuşan kafa çeşitlemesi iyi. Eski kız arkadaşından New York’ta takıldığı barın sahibine; Jon Brion’dan çok eski arkadaşlarına kadar birçok kişi ile görüşülmüş. Ancak çok yüzeysel röportajlar bunlar. Sanırım yönetmen Nickolas Rossi, Smith’in bu sessizliğini ve depresif, intihara meyilli melankolisini kendi de sessizliğe ve içine kapanıklılığa gönderme yaparak vermeyi seçmiş. En azından Smith’in Oscar törenlerinde çıkıp büyük şöhrete kavuşmasının etkilerini daha vurucu görebilseydik. Ya da Elvis Costello ve John Lennon etkili ve gayet verimli şarkı yazma yeteneğinin derinlerine biraz daha inebilseydik. Ya da Los Angeles'ta geçirdiği son ve zor zamanlarına tanık olup, ölümündeki payıyla ilgili hakkında bolca dedikodu da çıkan son kız arkadaşı Jennifer Chiba ile olan bir röportaj görebilseydik. Bu açıdan da konformist bir yaklaşımı var.

İyi şeyler yok mu? Var tabii. Özellikle kariyerinin başında yer aldığı erken ‘90’lar Portland punk sahnesine gayet iyi yer ayrılmış. Smith'in solo kariyerinin öncesi (özellikle grubu Heatmiser'lı dönemi) en merak uyandırıcı kısmı belgeselin ve buraya yeterli yer ayrılmış. Yukarıdada belirttiğim üzere ünlü isimlerden ise Smith’in yakın çevresinin konuşan kafa olarak yer alması hatta New York’ta takıldığı barın işletmecisinin bile yer alması güzel ayrıntılar. Gene de bizim asıl derdimiz olan, müziğini kutlamada yarı yolda bırakıyor bizi.

‘90’ların sonunda müziğini gayet yakından takip ettiğim bir müzisyendi ama onun hakkında genel kamuoyundan ayrı bir yerde duruyor olabilirim. En sevdiğim albümü XO’dur. Gayet güzel kaydedilmiştir, daha komplike şarkılar vardır. Smith’in oyununu yükselttiği andır. Ama sanırım genelde bu tarz müziklerinden daha çok Nick Drake-vari sessiz mırıldanmaları daha çok sevildi hep. Yaşasaydı muhtemelen şu an kariyerlerinin ikinci baharında zirvelerini yaşayan Mark Kozelek, Bill Callahan (yaşı da onlara yakın) gibilerinin ayarında bir müzisyene dönüşmüş olabilirdi.

Bu yazı tabii ki Nickolas Rossi’nin Kickstarter sayesinde kotardığı belgeseli üzerine yazıldı. Elliott Smith’in kişiliği veya müziği üzerine değil. Ve bu belgeselin hiç olmazsa onun zamanına yetişememiş bir kuşağın müziklerini merak etme ihtimalini yaratması bile iyi bir şey. Smith’in kazandığı ün ve yaptığı albümler gayet hak ettiği bir beğenilme kazandırdı ona. Bunun için Smith'e teşekkür etmek yapabileceğimiz tek şey.

Heaven Adores You fragman:

Jon Brion ve Brad Mehldau ile beraber "Independence Day":

"Needle in the Hay":

Utkan Çınar / 29.07.2015



GERİ