karga awdio

Sefa Düşkünleri Geri Döndü

The Libertines'den yeni single

2000’lerin başında The Libertines, The Strokes ile birlikte garage-rock’ın geri dönüşünün en büyük sebebiydi. Birbirinden yetenekli iki şarkı sözü yazarı, Pete Doherty ve Carl Barât’ın grubu, İngiliz hayatını anlatan bol argolu ama şairane sözlerle çoğu zaman sarhoş gibi (ya da sarhoşken) ve ağır Cockney aksanıyla söyledikleri şarkıları, çiğ gitarlar ve lo-fi estetiğiyle birleştirdikleri punk’a göz kırpan sound’larıyla, Franz Ferdinand’lar, Arctic Monkeys’ler, Bloc Party’ler gelmeden önce yolu silindirle dümdüz edip, bir de asfalt dökmüşlerdi. Karşımızda Jarvis Cocker’dan beridir gelen en iyi şarkı sözleriyle saf kan bir İngiliz müziği vardı ve başta Ada’nın müzik piyasası, ardından da tüm dünyada büyük bir başarı yakaladılar.

Sonra Doherty’nin kendini imha planı devreye girdi; crack, kokain ve eroin ve çoğu zaman da kombo. Adı Amy Winehouse ile birlikte sansasyon basını tarafından “Bakalım ne zaman ölecekler, ay çok eğlenceli...” listesinin başına alındı. Can kardeşi Carl Barât ile ilişkisi çekilmez hale geldi (Barât Doherty’nin fiziksel saldırılarına karşı bodyguard ile dolaşıyordu hatta), müzik yapamaz, ayakta duramaz hale geldi.

Barât Dirty Pretty Things ile, Doherty Babyshambles ile yollarına devam ettiler sonra. Doherty’nin pek bir şeye devam ettiğini söyleyemeyiz gerçi ama ölmemeyi başardı. 2010 yılında ikili Reading ve Leeds festivallerinde çalmak üzere biraraya geldi. Ardı da geldi sonra, ara ara çalmaya başladılar. Doherty’nin tedavisi sürüyordu. Barât’ın defalarca Doherty’yi gruptan uzaklaştırdığı düşünülürse, iyi yoldaydı herhalde. Çünkü birliktelerdi.

2012’de tekrar birlikte bir şeyler yapmaktan bahsetmeye başladılar. Bu yılın Ocak ayında Doherty’nin tedavisinin tamamlandığı ve artık tamamen temiz olduğu duyuruldu. Ve yeni albüm kaydetmek üzere grup arkadaşlarına katıldığı.

4 Eylül’de çıkacak üçüncü The Libertines stüdyo albümü Anthem for Doomed Youth (Bedbaht Gençlik için Marş) için adından bile büyük beklentilere girmek normal. Hayatının büyük kısmını enkaza çeviren bir o serseri ozan ve onun can dostunun hikâyesini bu albümde bulacağımız kesin. İlk single “Gunga Din” (Tayland’ın kerhaneler bölgesinin adıymış), günümüz indie müzik piyasası için hiçbir yenilik önermiyor açıkçası. Tam olarak, eski günlere geri döndük şarkısı olmuş. Aynı boktan hayatı yaşarken aynaya bakmak ve her zamanki gibi akşam dışarı çıkma ve birlikte içme muhabbeti. Sadece Pete Doherty’nin yüzü daha yaşlı. Lakin 11 yılın ardından ve atlatılan onca badireden sonra, kaldıkları yerden devam etme kafasını gayet iyi anlayabiliriz. Biraderlerin buna ihtiyacı var belli ki. Gerisini albümü dinledikten sonra yazmak gerek.

Tayfun Polat, 03.07.2015



GERİ