karga awdio

Yorum: Montage of Heck

Cobain'in suçu neydi?

The Wrestler'da Mickey Rourke'un karakteri söyler. '80'ler çok güzelmiştir ama şu 'Cobain korkağı' gelip her şeyi berbat etmiştir. '90'lardan nefret etmektedir. Amerika'nın refahtan aklını kaybettiği ve mutluluğun fabrika ayarı olarak geldiği ülkede; bu şöhreti ve zenginliği yaşarken depresifleşip üstüne de intihar etmek olacak iş değildir. Rock müziğin, tarihinin en popüler anlarını yaşadığı bir dönemde* yayınladıkları 2. albümleri Nevermind ile ortalığı kasıp kavuran Nirvana, Cobain'e niçin tatmin ve mutluluk getirmemiştir? Albüm 30 milyon civarı satmış, 2000'lerin başlarında yapılan yüzyılın albümleri listelerinde zirveyi çoğunlukla Radiohead'in OK Computer'ı ile paylaşmıştır. 24 yaşında bir adam için daha ne lazımdır ki? Kendi hayatımda da ergenliğe giriş döneminde tecrübe ettiğim Nirvana fırtınası o dönemler her yerdeydi. MTVde bütün gün başka bir şey gösterilmezdi. Cobain o gün ne yemişti? Ne çakmıştı? Hepsini biliyorduk. Bu karmaşanın kurbanı, sorunlu bir aile yaşantısından gelen, yalnız, hiperaktif, çekingen çocuk; kendi ergenliğinden çıkamadan aramızdan ayrıldı.

Brett Morgen'ın Courtney Love gazlı belgeseli Montage of Heck şu ana kadarki en kapsamlı Kurt Cobain belgeseli olarak karşımızda. Ailenin sağladığı videolar, not defterleri, çizimler ile bu talihsiz adamın hayatını, iç dünyasını dünyayla paylaşma ve Cobain mitini gerçekçi bir zemine oturtma amacını taşıyormuş. Böyle söyleyince gayet asil bir iş yapıyormuş gibi. Ama ne yazık ki durum bu değil. Konuşan kafalarla (çok çok az da olsa), gayet normal bir çocukluk-ilk gençlik dönemi anlatımıyla geçen ilk bölüm ilgi çekici ve yerli yerinde sayılabilir. İlginç hikâyeler de var içinde. Cobain'in müzikal yaşantısının başlarında da ne kadar iyi müzik yaptığını duymak pek keyifli. Ancak iş şöhret yürüyüşüne geldiğinde ortalık karışıyor. Bir Cobain belgeselinde yer almaması affedilemez olan Dave Grohl'un yokluğu**, Nevermind'ın prodüktörü Butch Vig'in yokluğu sorun. Evet, belki Morgen konumuz o değil diyecektir ama 20'li yaşlarındaki bir bağımlının hayatındaki en iyi şeyin, bizim onu tanımamızı sağlayan ve en sonunda bu belgeselin de var olmasını sağlayan şeyin, yani müziğin filmin odağı olamaması insanın aklına kötü fikirler getiriyor. Hadi söyleyeyim, gene bu belgeselin Courtney Love tarafından gündeme getirilmesi konusu. Şu "Yoko" algısına prim veren biri değilim ama bu kadına da sempati duymak maalesef çok zor. Zaten belgesel de Love'ın Cobain'in hayatına girmesiyle dengesini kaybediyor. Böyle trajik bir hayat hikâyesi paylaşıldığında, artık hayatta olmayan sahibinin, kendi özel hayatının ne kadarını insanlara açacağına karar verme şansı yok. Ne Morgen'in ne de Love'ın buna karar verme hakkı var. Biz izleyiciler olarak ne kadar merak etsek de aramızda olmayan sanatçıların belgesellerinde bir sınır korunmalı. Onların özel kayıtları, notları halka bu kadar manipülatif (canlandırmalar, vurgular, cımbızlanmış alt çizmeler) bir şekilde açılmamalı. Şimdinin voyeur toplumu bunu talep etse bile bu etik değil. Siz ne kadar "ben müziğini değil hayatını anlatıyorum" iddiasında bulunsanız da, konunuz müziği sayesinde milyonlara ulaşmış bir isim ve bunu göz ardı edemezsiniz. Yoksa her intihar hikâyesi bir trajedidir. Kurbanına saygı duyulması gereken bir trajedidir.

Montage of Heck'i izledikten sonra içinizde acıma, kızgınlık ve rahatsızlık hisleri kalıyor. Cobain bunu ister miydi? VH1'ın Classic Albums belgesel serisindeki Nevermind bölümü gayet güzeldir. Çünkü Cobain'in müziğini ve yaratıcılığını anlatır bize. Bazen bazı şeylerin mit kalması iyidir. Onlar hayatlarını güzel müzikler uğruna feda etmişlerdir. Belki de mitsel karakterler olmayı hak etmişlerdir. Oliver Stone'un Jim Morrison'a yaptığının bir başka şeklini şimdi Morgen, Cobain'e yapıyor. Sırada Elliott Smith ve Amy Winehouse belgeselleri var. Bu iki isim de Cobain ile benzerlikler taşıyorlar. Umarım onların bakış açıları daha sağlıklı olur.

Belgeselin üzerine Cobain'in mirası üzerinden bir yorum yapmak aymazlık olur. Hiçbir zaman X kuşağının sözcülüğü görevine aday olmadı. Gerçekten iyi müzik yaptı. Doğru şeyler söyledi***. Ama iyi yaşamadı. Daha fazlasını bilmek veya düşünmek zorunda da değiliz. İster Nirvana fanı olun, ister tanımadığınız bir grupla ilgili merakınızdan olsun; bu belgeseli izlemenizi önermem. Ağzınızda kötü bir tat bırakacaktır.

*Blood Sugar Sex Magik (RHCP), Black Album (Metallica), Ten (Pearl Jam), Out Of Time (REM), Use Your Illusion I&II (Guns N' Roses), Screamadelica (Primal Scream), Achtung Baby (U2)'nin yayınlandığı kutsal 1991 sonbaharı.

**Bu konuda Dave Grohl ile film için yapılan röportajlarda geç kalındığını bahanesi söyleniyor. Böyle bahane mi olur?

***Bir istisna olarak, Cobain'in Guns N' Roses takıntısının gayet reel bir vaziyet olması da beni belgeselde en çok şaşırtandı..

Top of the Pops'tan "Smells Like Teen Spirit":

Classic Albums'de Butch Vig "Polly"i anlatıyor:

Yazının başındaki The Wrestler sahnesi:

Utkan Çınar / 10.05.2015



GERİ