karga awdio

Charlie Chaplin

İyi ki doğmuşsun samimiyet...

Çoğumuz için Şarlo idi Charlie Chaplin. Düşüyor, kalkıyor, bin türlü sakatlığa yol açıyordu. Tüm o "komik"liğin yanında üzülüyor, acıyor, canı da sıkılıyor gibi bir hali vardı. Aklımızın elverdiği zamana kadar Chaplin bizim için Şarlo'nun komik hayatı idi. Hafta içi, hafta sonu, okulda, evde veya her neredeyseniz karşınıza çıkardı. 
 
Tüm kanallar Şarlo serisini rahatlıkla yayınlıyordu, aileler çocuklara izletebiliyordu. Çünkü örf ve adetlerimize yönelik bir saldırı yoktu filmlerinde. Chaplin'e hiç sormadan ahlaki onayımızı vermiştik nasıl olsa. Ailemizin komedyeni Şarlo, biz salonda takılırken çocuklarımızı oyaladığın için teşekkürler.
 
Sonra aklım biraz başıma gelmeye başladı. Ezberleyen yaştan sorgulayan yaşa geldim. Bir akrabam dedi ki "Yahu Şarlo'da komünist ama neyse...". Kötü amaçla söylenmiş itici bir tek kelime uyandırdı. Şarlo bir oyun ama onu oynayan adam kim? Kim bu Charlie Chaplin?
 
Öğrendim ki Chaplin bir karakter değil canlı, kanlı bir insanmış. Tüm hayatını doğruya, rasyonelliğe, bilime adamış. Özgürlük ve adalet için yaşadığı ülkenin sert ikliminde sağlam bir çatının altına sığınmayıp, şemsiyesi ile rüzgara karşı yürümeyi tercih etmiş. Çocukluğunda yaşadığı yokluk ve acıları hiç unutmamış, ezilen, yok sayılan insanları kardeş bilmiş. Yıllarca film çektiği A.B.D.'den vatandaşlık teklifi aldığında kabul etmeyerek herkesi şaşırtmış, bir sürü insanı karşısına almayı rahatlıkla göze almış. Bu sayede de Amerika'nın anti-komünist hareketlerinin hedefi olmuş, komünist olsun olmasın her muhalif gibi o da cadı avının içine sokulmuş. Nazi Almanya'sını eleştirdiği işler yüzünden yine A.B.D. tarafından lekelenmeye çalışılmış. 
 
İşte başına böyle şeyler gelmiş bu büyük sanatçının bugün doğum günü. Chaplin'in hayatını okudukça ünlü karakteri Şarlo'ya da bakış açım değişmeye başladı. Şarlo komik bir karakterden çok acıları, üzüntü ve haksızlıkları, bireyler arasındaki ekonomik ve sosyal uçurumları tatlı ama bir o kadar da vurucu dille anlatan bir palyaçoya dönüştü. Sanayi devriminin değiştirmeye çalıştığı, savaşların gülücüğünü yok etmeye çabaladığı, kirli siyasetin gözündeki şefkatini yok etmek için uğraştığı  bir palyaço. Güce tapanların beslenmesini sağlayan umutsuzlaştırılmış bir toplumda inatla solmayan çiçekmişcesine durdu orada.
 
İşin en güzel yanı hala duruyor. Perdede veya ekranda ne zaman çıksa yüzümüzde beliren gülümseme komiklikten değil umuttan kaynaklanıyor.
 
İyi ki doğmuşsun Charlie...

Murat Mrt Seçkin - Nisan 2015


GERİ