karga awdio

Sabahattin Ali'yi Öldürdüler

2 Nisan 1948

“Siz burada mısınız?” diye başka bir sualle cevap verdi.

Sonra: “Ne saçma sual, değil mi?” diye ilave etti.

İşte görüyoruz ki buradasınız.

Ne diye sorarız acaba?..

Türkçenin kedine mahsus bir manasızlığı... Dünyada hiç bir lisanda bu kabiliyet yoktur... Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti!..

(İçimizdeki Şeytan 1940)

Sabahattin Ali yaşadığı sürece muhalifliğin, solun, aydın olmanın değerini anlatmaya çalıştı. Anlattı ama çoğumuz anlamadı, bazılarımız kulak tıkadı. Yıllarca yazdıklarından müziğe dönüşen eserleri hüzünlenerek ve kimin olduğunu bilmeden dinledik. Hikayesini öğrenince anladık o sözlerdeki hüznü, melankoli ve yalnızlığı.

Bir romanda ya da mizah dergisinin bir sayfasında doğruları söylemekten, muhaliflik yapmaktan hiç kaçınmadı. Yıllarca içinde yetiştiği ırkçı, tek tipçi düzenin içinden parlayarak çıktı. Bazılarının döneklik dediği şeye biz aydınlanma dedik. Kendisi aydınlandı ama bizi de tek başımıza bırakmadı.

Uzun söze gerek yok. Yaşam ve ölüm hikayesi bu memleketin de korku esansı sıkılmış havasının bir aynası sanki. Acımasızca katledildiğinde ellerini sıvazlayarak rahatça koltuklarında oturanların çoğu artık hayatta değil. Gel gör ki yönleri değişse de o koltuklarda oturanlar hep aynı kaldı.

Sabahattin Ali’yi öldürdüler...

Onunla beraber anlayış, eleştiri ve güzel kelimelerin, virgüllerin, noktaların kardeşliğini de katlettiler.

Bize yarının hastanelerini, darülâcezelerini, cezaevlerini dolduracak, cahil, mesleksiz, serseri yüz milyonun lüzumu yok;… insan gibi yaşamak, hayatın nimetlerinden istifade etmek imkânlarına, hiç olmazsa sizler kadar sahip yirmi milyon vatandaş daha faydalıdır. (Türkiye 100 milyon olsun diyenlere... Markopaşa’dan)  

Mrt - Nisan 2015

 



GERİ