karga awdio

Televizyonda Savaş Keyfi

Ajanslardan soğuduğumuz yıllar....

Ara ara sesli düşünüyorum, ölümler ile ilgilenilmesi için illa rakamların mı konuşması lazım diye. Birilerinin öldürülmesinin haber olması, üzerinde konuşulması ve unutulmaması için illa rakamsal olarak büyük miktarlara mı ihtiyacımız var. Soma’da 2 kişi ölse daha mı değersiz olacaktı ya da Cizre’de 50 çocuk öldürülse daha çok mu tepki vereceğiz?

Medya ve medya takip alışkanlıklarımız geliştikçe, insani tepkilerimizin ölçütleri de farklılaşıyor. Bir şeyin ilgilenilebilir ve umursanabilir olma seviyesi çoğunlukla sosyal medya ve klasik iletişim kanallarındaki paylaşımlar ile ölçülmekte.  Bu belki bazılarımız için çok klişe bir eleştiri olabilir. Zaten sorun böyle bir şeyi klişe görmemizden başlıyor belki.

Tüm bu “ajans” izleme ve haber takip etme alışkanlıklarımızı değiştiren, şiddet ve savaş haberlerine bakış açımızı Er Ryan’ı Kurtarmak ile “Pazar Magazin” arasına sıkıştıran önemli olaylardan biri de 17 Ocak-28 Şubat 1991 tarihlerinde gerçekleşen Çöl Fırtınası Operasyonu.

Bush hükümetinin gittikçe azalan “Kudretli Dünya Komiseri Amerika”sının gücünü tekrar dünyaya gösterme şansını yakaladığı,  halkın büyük kesiminden de destek aldığı bu dışı kanlı içi karanlık operasyon aynı zamanda medyanın da savaş sunum şeklini değiştirdi. Irak’ta çoluk çocuk ve aslında hangi tarafa gitse ya işkenceye ya da kukla gibi kullanılmaya maruz bırakılacak Irak askerinin vücutları kaçış yollarında dünyayı bilinmeyen bir karanlıktan korumak adına parçalanırken bizler de CNN gibi kanallarda havai fişek gösterileri izlercesine olayları takip ettik. Savunma sistemleri üzerine olan bilgilerimizi geliştirip, izli mermilerin, renkli roketlerin dünyasında eğlenceli bir dönem geçirdik. Canlı yayından programlar kesilip bombalamalar verildikçe hepimizi tarifsiz heyecanlar kapladı.

Tıpkı seksenlerde radyolardan okunan gözaltı listelerine ve Iran-Irak savaşından günlük gelen ölüm listelerine arka fonda dönen asansör müziği olarak tepki verdiğimiz gibi, doksanlar gençliği de savaşı böyle öğrendi. Gazeteciler gerçek için değil en iyi görüntü için koştururken biz de canlı yayın teknolojisinin ulaştığı seviyeye hayranlık duyarak kendimizi şanslı hissettik.

Nedense yabancı ülkelerden kaynaklanan önemli olaylar biz de pek umursanmıyor. Sanki bize dokunmayan yılanlar cennetindeyiz. Yeni dünyanın insanlarında algıları, biraz farklı yerlere bakmasını bilenlere ölüm ve dev şirketlerin arasındaki mide bulandırıcı ilişkiler hakkında ipucu veren bu mühim tarihi hatırlatayım dedik. Aynı zamanda o dönemde tüm bunlara sessiz kalamayan birkaç sesi de hafızalarda uyandırsak iyi olur diye düşündüm.

Arkasında her daim dev bayraklar ve dolar işaretlerinde bir hilal ile dolaşan Bush karşıtı bir kaç şarkı ile bu notumu sonlandırayım. Aman biz de dikkatli olalım. A.B.D. muhalifleri her şeyi Bush’a yükleyeceğim derken onun sırtında yaşayan parazitleri görmezden geldi. Hatta o parazitler bazı durumlarda kendilerini kurtarmak için hedefi özellikle Bush’a çevirdi. Oysa ki kötülük kafasını kessen de yürümeye devam edebilecek bir masal kahramanı gibidir.

Nine Inch Nails “Hand That Feeds”

Arcade Fire “Ocean Of Noise”

Pearl Jam “World Wide Suicide”

Radiohead “2+2=5”

The National “Fake Empire”

Immortal Technique "Bin Laden"

Murat Mrt Seçkin - Ocak 2015



GERİ