karga awdio

Oğuz Atay

12 Ekim 1934 - 13 Aralık 1977

-       Daha kaç kez ıskalayacağız hayatı Olric?

-       Oklarımız bitene kadar efendimiz.

Pek çok eleştirmen ve okuyucuya göre -ki bu satırların yazarı da kesinlikler aynı şeyi düşünmektedir- Türk edebiyatının en önemli romanı Tutunamayanlar’ın yazarı Oğuz Atay, beyninde çıkan bir ur nedeniyle, büyük projesi “Türkiye’nin Ruhu”nu bitiremeden, 13 Aralık 1977’de, 43 yaşında öldü.

Yaşamının büyük bir kısmında yazdıklarının beğenilmemesi nedeniyle inşaat mühendisliği alanında akademisyen olarak çalışmış, 1970 yılında ölümsüz eseri Tutunamayanlar’ın TRT Roman Ödülü’nü kazanmasıyla 1972-75 arasında ard arda 3 roman, 1 öykü kitabı, 1 oyun yayımlamış, ölümünden sonra günlükleri ile tamamlanmamış bir romanı daha yayımlanmıştır. Ancak üstün zekâsıyla Türk edebiyatına kattığı dil ustalığı ve kurgu yapısı, her zaman “kim bilir daha neler yazacaktı” sorusunu edebiyat âşıklarının zihninde her daim asılı bırakmıştır.

 

“Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende ‘alçaklık’ korkusu var. Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti. Çünkü kendi doğrularımı yazacağım yere, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim. Beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor. Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.” - Tutunamayanlar

“Tanrı ya da tabiat mutlak yola girmesini istediği yüz kişi için yüzbin kişi yarattı diye, doksan dokuz bin dokuz yüz kişiden birisi olarak yaşamak neden gerekli, soruyorum?” - Tutunamayanlar

“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım” - Tutunamayanlar

“Yatağına uzandı, ülkesini ve çocukları düşündü. Bu ülkede çocuklara yer yok. Başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde. Biz, büyük bir sabırsızlıkla çocukların büyümelerini bekliyoruz. Onların kafalarına vuruyoruz, adam olmaları için. Seniyezitseni olarak görüyoruz onları. Kafalarını tıraş ediyoruz çabuk büyüsünler diye. Benim içimdeki çocuk büyümedi. (Yirmiüçnisanda onu da bir saatlik başbakan yapsalardı belki büyürdü. Hayır, büyümezdi!) Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu; yaşamadığı için büyümedi hiç, amcası. Öğretmenim! Efendim? Ben evlendim.” - Tehlikeli Oyunlar

“Kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” - Tehlikeli Oyunlar

“Her şeye el uzatan istibdatçı zihniyet, buna da el atmıştı. O, gençliğe ve aydına inanmıyor, haklı olarak ondan çekiniyor, korkuyordu. Bilmiyordu ki insanların çeşitli faaliyetlerine türlü zulüm ve tedbirlerle bağ vurabilirler, yalnız düşünme kudretine ve hürriyet sevgisine asla.” - Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan

“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?” - Korkuyu Beklerken

tp 



GERİ