karga awdio

Erdal Eren

Erdal kendisi söyledi “ölümden korkmuyorum” diye.

Erdal bir çocuk...

Ne senden büyük ne benden küçük. Aklı erdiğinde haksızlığa, yetmişlerin bir yanı umut veren insani havasında, insan olmak için, olduğunu hatırlatmak için sokaklara doluşanlarla el ele yürümeye karar vermiş genç bir umut.

Her ne olduysa o umut havası bir anda karanlığa büründü. Öyle bir karanlık ki sadece istismarcının, yalancının, kalleşin, sahtekarın, rantçının, otoritenin ve faşistin üzerine çökmedi. Halk için, daha fazlası için değil hak ettiğini alabilmek için, umut için, daha doğmamış çocukların üzerine sıcak güneşin ışığı vursun diye çabalayanlar, o kara  bulutlardan şimşekler, dolular, seller, tufanlar yediler. Aşağılandılar, zorlandılar, elektrik kabloları, falaka sopaları, askılar ile kardeş edildiler. Kan kokusu, ter kokusu ve suratlarına püskürtülen canavarın tükürüğü ile dürtüldüler. Yine de durmadılar, “he,” demediler, direndiler.

İşte kötünün iyi maskesi giyerek dolandığı, üniformanın tanrılaştığı böyle bir zamanda Erdal’ı aldılar.

Yalan söylemedi, ne yaptıysa anlattı 2 Şubat 1980 gününü. 16 yaşındaki yüreğin cesareti tüm o maskelileri korkuttu. Savunmasını kimse kaale almadı, ailesine haber verilmedi, devlet istedi diye yaşı 18 oldu bir anda, devlet istedi diye 13 Aralık 1980’de darağacına ikameti verildi, devlet istedi diye öldürüldü ve aynı devlet sırf unutlusun diye kimsesizler mezarlığında göndermek istedi bedenini.

Yıllar sonra seksenlerin şerbeti ile beslenip serpilmiş devlet büyükleri, gözyaşları içerisinde Erdal’ın adını andılar. Çok uzak değil, Erdal’ın ölüm kararına bir makine gibi tepki veren şerbetçi abilerinin ellerini öpüp omuzlarını sıvadıkları zamanlar. Hiç bunlar yaşanmamış gibi utanmadan, sıkılmadan adını hecelediler.  O heceleyenler kamera karşısında gözlerini yaşarttıktan kısa süre sonra başka şekillerde Erdal’ın kardeşlerini de öldürdüler.

Erdal kendisi söyledi “Ölümden korkmuyorum,” diye.

Sizde önce içinizden söyleyin tekrar tekrar, sonra üç fidan abisi ve Erdal’ı, Erdal’ın kardeşlerini, yeğenlerini düşünerek bağırabildiğiniz kadar bağırın...

“Ölümden korkmuyorum... ölümden korkmuyoruz...”

Murat Mrt Seçkin - 13.12.2014

  



GERİ