karga awdio

Berlin Duvarı Yıkılalı 25 Yıl Oldu

Sevincimizi kursağımızda bırakan bir yıl dönümü...

İkinci Dünya Savaşı'nda despotizm ve faşizme karşı el ele, kol kola savaşan müttefik birlikleri savaş sonrası Almanya’nın başkenti Berlin’i önce dörde sonra da ikiye bölerek kendi kontrol merkezleri haline getirdiler.  İngiltere, Almanya ve Fransa’nın güç birleşimi Batı Berlin’i kapsarken, bu ülkelerin kendine göre yozlaşmış kültürü ve siyasetinden haz almayan Sovyetler kendi kontrolündeki Doğu Berlin’de farklı bir rejim ile hareket etti. 
 
Temelde yeniden yapılanacak Almanya ve Alman halkının savaş sonrası denetim ve kontrolünü elinde tutmak için bölgeye yerleşen ittifak kuvvetleri Batı Almanya’yı komünizme karşı savaşında önemli bir üs olarak kullanmayı tercih etti. Sovyetler de Avrupa’nın ortasındaki bu eski şehri kendi amaçları doğrultusunda idare etmeyi tercih etti. Dönemim kayıtlarına baktığımızda zaten herkes için suçlu olan Berlin halkına halini, hatırını soran yoktu.
 
Batı ülkelerinin savaş sonrası ekonomi kozunu iyi kullanarak gittikçe güçlendirdiği Batı Almanya, doğuda kalan ve oldukça sert ve sıkıntılı koşullarda yaşayan halkı da o bölgeye gitmeye zorladı. Sosyalist Birlik Partisi üyesi  Walter Ulbricht’in önerisi ile bu kaçışlara temelli bir çözüm geliştirildi. Zamanında Nazilerin Yahudi ve diğer ari ırktan olmayan vatandaşları Alman halkından ayırmak için şehirlerde kurdukları askeri barikatlarla kapatılmış getto tarzı modelin daha gelişmiş hali olan duvar örme fikri Sovyet yöneticilerin fazlasıyla ilgisini çekmişti. 12-13 Ağustos 1961 tarihinde sadece bir gecede Berlin Duvarı’nın ilk hali inşa edilmişti bile. Zamanla kapanlar, motorize güvenlik timleri, köpekler, mayın bölgeleri ile Doğu Berlin halkının mutsuzluk ve umutsuzluk anıtına dönüşecekti. Bu nedenle zamanla duvar “Utanç Duvarı” adını aldı.
 
Vatandaşlarının seyahat özgürlüğünü engelleyen ve Doğu Alman halkı için devasa bir hapishaneye dönüşen uygulamanın gittikçe artan tepkiyle anılmaması için zamanla hükümetin uyguladığı bazı düzenlemeler nedeni ile kendi elleri ile yaptıkları bu duvarı 28 yıl ve yüzlerce ölüm, işkence, tutuklama olayından sonra yıkmaya karar verdiler. Açıklamanın duyurulduğu 9 Kasım 1989 gecesi duvarın iki yanı da umut ve birbirine kavuşmayı bekleyen insanlar ile doluydu.
 
Peki bizim mutluluğumuz neden kursağımızda kaldı?
 
Sonuç olarak duvar yıkıldı, herkes mutlu oldu, tüm medya hep bir ağızdan dünyanın büyük bir utançtan kurtulduğunu yazdı. Yazdı ama Berlin Duvarı deneyimi aslında dünya siyasetine ve idarecilerine hiçbir şey öğretmedi. Kısa süre sonra feshedilen Doğu Almanya hükümeti Berlin’i bıraktıktan sonra bile bölgenin gelir seviyesi her zaman batıya göre düşük kaldı. Dünya; despotizm, halk düşmanlığı ve polis devletinin insanlığa verdiği zararları telafi etmesi gerekirken, büyük güçlerin arka sokaklardaki işlerini halletmesi için gereken taşeronluğu yapan terör gruplarının eylemleri sayesinde özgürlüğü ile gurur duyan A.B.D. bile devasa bir karakola dönüştü. Uygarlığı ile gurur duyan Avrupa'nın ortasında, herkesin gözü önünde Yugoslavya iç savaşı ve Srebrenitsa katliamı yaşandı.
 
Tüm bu yaşananlar için her zaman başka hedefler gösterildi. Oysa ki Berlin Duvarı'nın yıkılışı aynı zamanda Doğu Bloğu'nun da çöküşü oldu. S.S.C.B.'de Gorbaçov döneminde başlayan ve ülkedeki siyasi ve insani baskıların azaltması açısından belki de umut verici bir müjde olarak karşılanan Perestroika (yeniden yapılanma) hareketi zamanla gittikçe kirlenen bir suya dönüştü. Kırklı yıllarda komunist ülkeler için Churchill tarafından ilk defa ağıza alınan "Demir Perde" terimi eriyip gitti. Tüm dünya özgürlük diye bağırırken zamanla duvarın yıkılmasına havai fişekler patlatan bu ülkelerin gerçekte neyi sevindiği de ortaya çıktı. Globalizm dediğimiz kavram sadece hâkim ve sermayedar güçlerin görüntüsünü yansıtan, onun çalışmasını ve yürümesini sağlayanları ise içine hapseden devasa bir küre halini aldı. Dünya çeyrek asır gibi kısacık bir sürede tek kutuplu ve sermaye odaklı bir gezegene dönüştü. Rahatlıkla gözü dönen sistem tüketimi arttırdıkça kaynaklar da azaldı.
 
Berlin Duvarı yıkıldı ama zamanla sınıflar arasına kurulan duvar daha da yüksek ve görünür hale geldi.   
 
Berlin Duvarı yıkıldı ama 12 yıl önce İsrail, Filistin ile arasına güvenlik bahanesi ile koca bir duvar çekti. Biliyor musunuz ne oldu, 12 yıldır orada duran bu duvar için tüm medya ve bir çok idareci yine “Utanç Duvarı” diye isyan etti. 
 
O duvarı elleri ile ağlayarak yıkanlar şimdi başka bir setin içinde hapis kaldılar. Bizler de yıllar sonra önümüzde yükselen bu yeni duvarları gördükçe Berlin Duvarı’nın yıkılmasına sevinenlerin aslında koskoca dünyada ne kadar az olduğunu da anladık sanırım.

Murat Mrt Seçkin / 09.11.2014
 
Fotoğraf: Henri Cartier-Bresson 1962
 
 


GERİ