karga awdio

Yorum: The Twilight Sad

İskoç grup yeni albümünde gene iyi iş çıkarıyor

The Twilight Sad öncelikle tanınmış isimler arasında iskoç aksanını bu kadar çiğ duyabildiğimiz tek grup. Bunun müziklerinin algısına bir etkisi olduğunu söylemeli. Yer yer rusça mı ingilizce mi dinliyoruz algılayamayabiliyoruz. Çok da dert değil tabii ki. İşin esprisi.

Yeni ve Nobody Wants To Be Here and Nobody Wants To Leave isimli 4. albümleri kariyerlerinde bir kavşağa geldiklerini haber veriyor aslında. 2007'deki debütleri Fourteen Autumns & Fourteen Winters ile beraber indie camiasının saygısını kazandılar ve o vakitten beri de belli bir kaliteyi korumayı başardılar. Müziklerinin en dikkat çekici noktası yukarıda belirttiğimiz üzere James Graham'ın keskin aksanlı ve duygulu vokali. Tüm albümleri İskoçya'da kaydetmeleri ve prodüksiyon koltuğunda da gitarist Andy McFarlane'in yer alması onları kapalı bir grup yapıyor. Kendilerine kısıtlı bir konfor alanı kurduklarını söylemek yanlış olmaz herhalde. Bu da şu ana kadar vefalı dinleyiciyi mutlu eden albümler yapmalarını sağladı. 2012'deki No One Can Ever Know'da ilk defa efsane isim Andy Weatherall'dan (Beth Orton, Primal Scream) destek alınca soundları daha '80'ler, elektronik soslu post-punk'ına göz kırptı ve endüstriyel zevkleri oyuna dahil oldu. Bu da kanımca o sahip oldukları iskoç-folk kırılganlığı elementini budamalarını ve indie arabeskinden kurtulup "gerçek" karanlık sulara ulaşmalarını sağladı. En iyi albümleri de o oldu. Yapılması gereken No One Can Ever Know'un ışığında yeni albümlerine bakmak.

Yeni albümü evlerinde ellerinde vakitleri varken kotardıklarını söylüyorlar. Bir gitar grubu olduklarını hatırladıklarından bahsediyorlar. Bu açıklamalar albümün No One Can Ever Know'dan daha önceki işlerine evrilme amacı mı taşıyor olabilir mi? Eğer böyleyse bu doğru seçim olmayabilir. Çünkü The Twilight Sad'i İskoç nağmeli, gitar işlemeli bir indie rock grubundan bir iki seviye atlatan eğilim No One Can Ever Know'daki elektronik ve endüstriyel yaklaşımlardı. Yeni albüm bu ikisinin arasında kalmış gibi duruyor. "It Was Never The Same", "In Nowheres", "Leave The House" gibi şarkılar bir önceki albümdeki "Nil" gibi şaheserleri hatırlatıyor. The Twilight Sad'in soundunun bu olması gerektiğine inanıyorum. Evrildikleri halden vazgeçmemeleri ve o atmosferde yazabilecekleri en iyi şarkıları yazmaları dileğimiz. Sonuçta grup Can, Liars, Daniel Johnston, Pil, Cabaret Voltaire gibi müzikler seviyor ve 2010'ların Joy Divison'ı yakıştırmasını gayet hakediyor. Interpol'den iyi albüm beklemektense The Twilight Sad'in külliyatının takipçisi olmak çok daha mantıklı.

Utkan Çınar

"Nobody Wants To Be Here and Nobody Wants To Leave":

"Leave The House":

No One Can Ever Know'dan"Nil":

06.11.2014



GERİ