karga awdio

21 Ekim bereketi!

Scott Walker, Primus Ve Mark Lanegan'dan yeni albümler

Karga'nın da "kutsal" isimlerinin yeni albümleri aynı güne denk gelirse ortalık tabii ki şenlik olur. Scott Walker'ın Sunn O))) ile ortaklaşa çalışması Soused, Mark Lanegan Band'in yeni albümü Phantom Radio ve Primus'un 1971 tarihli Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası filminin soundtrack'ine yeniden ayar çektiği Primus & The Chocolate Factory with the Fungi Ensemble'ı bu haftalık bir aşırı doz kafası yaratıyor. Kutlu olsun.

Scott Walker & Sunn O))) - Soused:

Scott Walker'dan bu kadar kısa arayla albüm gelmesi kıyamet işaretidir aslında. Ama tam tersi 2012'deki Bish Bosch veya 2006'daki The Drift'ten çok daha "kolay dinlenilir" bir albüm var ortada. Seattle'lı saygın deneysel metal grubu Sunn O)))'nun bir kaç yıl önce Scott Walker'dan vokal yardımı istemesini Walker unutmamış ve bu proje çıkmış ortaya. İşin en ilginç yanı kendi kalibresine göre "aşırı" uçlarda müzik yapan Walker'dan, son albümlerini dinlediyseniz, bekleyebileceğiniz, şaşırmayacağınız bir albüm Soused. 71 yaşında hala harika bir sese sahip, sözler gene insanlığın karanlık tarafında. Sunn O))) ile ritimleri uymuş birbirlerine. Eğer Scott Walker'ın geç dönem işlerini dinlemeye yeni başlayacaksanız bu albüm ısınma konusunda yardımcı olabilir. Sunn O)))'nun distortionlarına hakimiyeti ise ayrı bir yetenek gösterisi. Gene sindirmesi kolay bir albüm değil ama bir kere fikri anladığınızda gayet yüksek kalite müzik dinlediğinizi de anlıyorsunuz. (Bu arada Scott Walker hız kesmiyor ve Robert Pattinson ve Tim Roth'lu The Chilhood of a Leader filmine de müzik yapıyor.)

Mark Lanegan Band - Phantom Radio:

Mark Lanegan için günümüzün "ideal" vokali desek yalan olmaz herhalde. Yıllandıkça güzelleşen o müthiş gırtlağı, elini attığı sayıları hiç de az olmayan, her projeden yüzünün akıyla çıkmasını sağladı. Bu ortak proje bolluğunun yanında kendi sololarının sayısı görece az. Bubblegum'dan tam 8 sene sonra gelmişti 2012'deki Blues Funeral. Elektronik altyapıların işin içine girdiği ama Lanegan'ın artık tarzı diyeceğimiz gospel soslu blues numaraları ile dört başı mamur bir albümdü. Yeni albüm Phantom Radio'yu beklerken yazın yayınladığı No Bells on Sunday EP'si bir takım ipuçları vermiş ve bizi gene Blues Funeral tonunda bir albümün beklediğinin haberini vermişti. Phantom Radio hem öyle hem değil. Bir kere Blues Funeral kadar kararlı bir soundu yok. Elektronikler konusunda arayışlar sürmekte ama bunlar yenilikten ziyade 2000'lerin başlarının soundlarını hatırlatıyor. Ian Brown'ın Golden Greats veya Music of the Spheres albümlerini anabiliriz mesela. Blues Funeral'ın başarısından sonra Lanegan'ın sağ kolu ve prodüktörü Alain Johannes'in biraz kararsız kaldığı hissediliyor sanki. Son olarak da bazı şarkı yapılarını çok tekrar ettiği izlenimine kapılıyorum Lanegan'ın. Ama sonuçta Mark Lanegan'ın her albümü belli bir seviyenin üstünü vaadeder ve bunu yerine getirir. Sesiyle de birkaç cambazlık denemiş albümde ki hiç fena olmamış. Bir Blues Funeral değil belki ama...

Primus & The Chocolate Factory with the Fungi Ensemble:

Bas gitar tanrısı Les Claypool'un en dinamik dönemleri '90'lardaydı tabii. Arka arkaya harika albümlerle o yıllara damgasını vurdu. 12 yıl aradan sonra 2011'de Green Naugahyde ile geri döndüler ama o eski günlerin enerjisi yoktu. Albüm gene bolca cin fikir içerse de fazla temizdi. Bu sene başında Bryan Kehoe ile kurduğu Duo de Twang ile yayınladığı Four Foot Shack isimli bolca cover içeren (harika bir Stayin' Alive mesela) albüm Claypool'un orta yaş dönemi (51 kendisi) için yerinde bir çalışma oldu. Country ve bluegrass soundlu çalışma anca Tom Waits ve Claypool'un kotarabileceği panayır hissinin eğlenceli bir örneğiydi. Yeni albüm ise gene Claypool ve Primus'a yakışır nitelikte. 1971 tarihli Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası isimli filmin (sonradan Tim Burton'lu Johnny Depp'li bir yeniden çevrimi de oldu) Anthony Newley ve Leslie Bricusse imzalı fenomen müziklerinin tekrar yorumlandığı albüm Primus'un günümüze kadar yaptığı işlerden çok farklı. Aslında herkes, tüm grup kendi özgün çalışlarını sergiliyor ama bunu daha sakin, daha basit, daha yedire yedire yapıyorlar. Claypool'un vokalinin de çok uyduğunu söylemek lazım. Herb ve Ler de gene harikalar. Albüm Primus'un aslında şu anda asıl sahip oloması gereken soundun bir denemesi gibi. Buradan yürüyecekleri yol onları muazzam bir geri dönüşe götürebilir. Ama tabi Les Claypool'a bakarsak "artık internet yüzünden müzikten para kazanamadıkları için çikolata satma" işine girmek zorunda kalmışlar. O da olur.

Utkan Çınar

21.10.2014



GERİ