karga awdio

#KargaPazarSineması No:10

Gönül telimizi gıdıklayanlar.

Bu aralar herkes güzel programından dolayı Film Ekimi'ni tercih etti. Bir anlamda derli toplu filmlere de doymuş oldular. Yine de bazılarımız halen delicesine bir şeyler izlemeye hazır bir şekilde pazar gününü geçiriyoruz. Bu hafif güneşli günde ben de keyifleri kaçırmayayım dedim ve iki önemli yönetmenden iç gıdıklayıcı filmler seçtim. Sabah ya da akşam, fark etmez. Seyrettiyseniz de en son ne zaman seyrettiğinizi düşünüp tekrar izleyin. Sonuçta sevdiğiniz resme elli kere bakabiliyorsanız aynı filmi de sıkılmadan bin kez izleyebilirsiniz.

Desperate Living

Bildiğimiz sosyal düzenin dışında bir hayat, günümüzün gözde lafı ile "ötekilerin" dünyasından kendini tutamayıp zincirinden boşalan bir komedi izlemek istiyorsanız buyrun buradan gelin. İlk filmimiz bana göre "Married With Children" ile başlayıp "Family Guy"a giden o sivri yolun mimarı John Waters'dan geliyor. Hem de neredeyse bir masal.

Mortville tüm sakinlerinin bir şekilde suça bulaştığı, dışarıdaki hayata göre bin türlü pisliğe bulaşmışların şehri. Şehrin kraliçesi Carlotta tüm bu rezilliğin ya da sefilliğin bedene bürünmüş halidir. Emrindeki korumalarının desteği ile şehir halkına her türlü isteğini yaptırır. Bizim meşhur sözde Kabataş saldırısındaki Mavi Midye müdavimlerinden oluşan güvenlik timi ile deyim yerinde ise terör estirir.

İşte böyle bir şehirde paranoya hezeyanları geçiren Peggy akıl hastanesinden taburcu olur ve çocuğu, hizmetçisi ve kocasının yanına geri döner. Ancak Peggy'nin hikayesi hizmetçi Grizelda'yı öldürdüğünde tamamen değişir. Onunla beraber Mortville kasabası da bambaşka bir yola doğru gidecektir.

Her yerinden acımasızca bıcaklanmış, sonra da en kötü çöpe atılmış bir peri masalı için kendinizi hazırlayın.

"Desperate Living" / John Waters / 1977 / A.B.D. / 90"

Mujeres al Borde de un Ataque de Nervios

Kadın dünyası diye tabir ettiğimiz alemi en iyi anlatanlardan biri de şüphesiz Pedro Almodóvar. Bunun en büyük sebeplerinden biri de Almodóvar'ın cinsel kimlik problemini tamamen ortadan kaldırmış bir yaşama filmleri, müzikleri ve kitapları ile verdiği destekten başka bir şey değil. Kendisi için "Kadını anlatan en başarılı erkek yönetmen" demek tam bir hakaret olur. İkinci filmimizi de bu güzel insandan seçtik.

Dublajcı ve oyuncu Pepa sevgilisi tarafından terk edildiği için ağır bir depresyonda bulur kendisini. Ancak bu ağırlığı bile tek başına yaşayamayacak, çevresindeki insanlar ve yakınları onu rahatlatmak isterken bambaşka bir sıkıntı cümbüşünün içine sokacaktır. Tıpkı derdinizi dinlemeye gelmiş ama on dakika sonra "amaan senin yaşadığın da ne ki, bak benim başıma gelenlere" diye ters moral veren aile yakınlarınız ve dostlarınızla dolup taşan bir ev düşünün. Bir noktadan sonra Pepa kendi mutsuzluğunu yaşamak yerine tam bir karmaşanın içinde yoğrulup gidecektir.

İspanyolca'nın kendine has hızlılığı ile ara ara takibi zorlaşan keyifli, sıradışı ama bir o kadar da insani diyalogları ile yerli ismi ile  Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar hem hiç bitmeyen hareketi hem de yönetmenin göz alan renk seçimi ile tam bir pazar filmi örneği.

Mujeres al Borde de un Ataque de Nervios /  Pedro Almodóvar / İspanya / 1988 / 90"

Murat Mrt Seçkin 19.10.2014

#KargaPazarSineması 

 

 



GERİ