karga awdio

Batman Öncesi Gotham

Fox’un yeni dizisi kaygan zeminde başladı

Batman ve düşmanlarının beyazperde hikayesinin 25 senedir en ağız sulandıran fikir olması anlaşılır. Temeli sağlam hikaye, güzel kıyafetler ve karanlık bir şehir. Ama suyunu çıkarmak için de elden gelen yapılıyor. 2016’da fiyasko-beklentili Batman vs Superman’den önce ilk iki bölümünü izlediğimiz Gotham da ayrı bir terane.

Gotham’a gelmeden, herhalde en “doğru” Batman filminin daha yapılmadığını söylesek abartılı olmaz. Bir tek Tim Burton’ın 1989’da (33 yaşında!) çektiği ilk filmin ayrı bir yeri olsa gerek. Onun da nedeni hem ilk olması, hem de Jack Nicholson. Hadi kıyafet ve dekorlara da eyvallah. En çok da Prince’in garip, Danny Elfman’ın da güzel müziğine. Ama epik final eksikliği onun dezavantajı. Tim Burton’ın daha sonraki yıllarda bizi bezdirecek kadar kullandığı gotik hayal dünyası Batman’e yakışmıştı. 2. filme de Danny DeVito’ya selam ederek aynı şekilde yaklaşabiliriz. Joel Schumacher’in MTV kuşağı gazlı 3. ve 4. filmlerinden bahsetmeye gerek yok. Bütün şanını yerle bir eden işlerdi. Bir tek Jim Carrey’nin Riddler’ına sempatiyle bakabiliriz belki.

Christopher Nolan’lı 2. üçleme ise tam tersten bir yaklaşımdı. Olabildiğince realist. Ama kendini bu kadar ciddiye alan bir film yapınca da Batman’i Batman yapan bütün o estetik ve mizah duygusu yok oluyor. Pelerinli bir psikolojik gerilimden hallice. Christian Bale, kontenjandan oynayan Morgan Freeman ve Michael Caine, kadın karakterler itici ve sıkıcılardı. Rahmetli Heath Ledger’in muazzam Joker’i ve Tom Hardy’nin Bane’inin gözüktüğü anların tek keyif verici zamanlar olduklarını söyleyebiliriz. Kısacası Batman’in beyazperdeyle imtihanı umut verici başlasa da, kararsızlıklar (yanlış kararlar) ve kurcalaya kurcalaya bozmalarla dolu geçti.

Televizyon dünyasına ve Gotham’a gelirsek… Dizi Bruce Wayne’in ailesinin öldürülmesiyle başlıyor ve şu ana kadar anlatılmamış bir dönemi konu alıyor. Yani “henüz Batman’in olmadığı bir Gotham” hikayesi anlatılıyor. Her ne kadar önceki filmlerde de Batman’den çok onun düşmanlarını ilgiyle izlemiş olsak da, Batman’siz bir hikaye nereye kadar dayanabilir emin değilim. Dizinin başrole aldığı karakter Jim Gordon. İlk 4’lemede ara sıra görünen ezik karakter, Nolan’ın üçlemesinde Gary Oldman sayesinde başrollerden biri olmuştu. Bu doğrucu davutu, Batman’in ilerideki tek dostu olacak kahraman polisi başa koymak doğru bir hareket gibi gözükse de karakter derinliği yaratmak nasıl olacak göreceğiz. Zaten dizi daha ilk iki bölümden bütün “kötü” karakterlerin (Riddler, Penguen, Poison Ivy, Catwoman, Harvey Dent(Two-Face) vs…) gençliklerini, çocukluklarını göstererek işin Gordon’la sınırlı kalmayacağının sinyalini verdi. Zaten anca bu karakterlerin sırtında bir yerlere gelebilir gibi gözüküyor ki şu ana dek en çok ilgi çeken de Penguen oldu diyebiliriz.

Dizinin estetiğinin ise -gene kararsızlık nedeniyle- felakete sürüklendiğini söyleyebiliriz. Burton-vari bir Gotham tasviri oldukça sentetik duruyor. Dizi bir an her bölümünde cinayet çözülen ortalama bir dedektiflik dizisi (dizinin yaratıcısı Bruno Heller’ın son büyük işi The Mentalist) gibi dururken, ardından kendimizi Twilight-vari bir ergen aksiyonu içerisinde bulabiliyoruz (Gordon’ın kız arkadaşı mesela.) Konudan konuya hızlı cut’larla geçerek bir çizgi roman halet-i ruhiyesi oluşturulmaya çalışılsa da, 2014’te bu işlemiyor. Mesela Penguen’in travmasının derinine inilen bir bölüme eyvallah deriz ama sürekli Gordon’ın düşünceli hallerine dönüyorsak zaten yanmışız. Bruce Wayne sıkıcı bir adamdı, Gordon daha da fena. İlgi çekici karakterlerden İlk bakışta beğenilen, Jada Pinkett-Smith’in oynadığı Fish Mooney gibi ekstremlerde yaşayan bir karakterin burada işinin ne olduğu da belli değil. Burton’ın dünyasına daha uygun olabilirdi sanki. Müziklerden ise çok bahsetmeye gerek yok. Gayet baştan savma. True Detective zamanlarında oluru yok.

Fanatik bir Batman nerd’ü olmadığımdan kelli sadece beyazperdedeki tecrübelerden yola çıkarak yorum yaptım. Ama sanki Batman büyük bütçelerle yan yana gelince hep sorunlu bir marka oldu. Bir yandan da dahiyane “kötü”leri ve estetiğiyle ilgisiz kalınamayacak bir hikaye. 2016’da Batman vs Superman büyük ihtimalle tabutuna son çiviyi çakmadan Gotham son bir umut olma şansını şu ilk iki bölümden kaybetti gibi. Umarım gerisi beni yanıltır. Gotham derken Gothüm olmasın da…

Utkan Çınar

Trailer:

04.10.2014



GERİ