karga awdio

Victor Jara

28 Eylül 1932 - 16 Eylül 1973


Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Jara, annesi ile beraber uzunca süre ekmeğinin peşinde koşmuştur. Yıllar içinde yine vefat eden annesinin etkisi ile müziğe iyice yanaşmış ve Şili folk şarkıları ağzına dolanmıştır.

Evini ve insanlarını çok seven Jara o dönem Güney Amerika'da hızla etkisini gösteren "Nueva Cancion" akımında kendini bulur. Sol görüşlü sanatçıların devrimci fikirleri ile süslenmiş bu melodiler içinde Victor Jara'nın sesleri önemli bir yer bulur kendine. Şarkı sözlerinde fakir halkın sıkıntıları, siyasi oyun ve sömürüler, dengesizlikler en baş konular olarak öne çıkar.

16 Eylül 1973 yılında, beş gün önce darbe ile başa geçen Augusto Pinochet'nin askerleri tarafından tutuklanan Victor Jara tıpkı diğer dostları gibi Şili Ulusal Stadyumu'na götürülür. Gitar çalmasın diye elleri kırılan Jara tarifsiz işkencelerden sonra vurulur. Gitarı ile beraber stadyuma getirilen Jara işkence sırasında bile şarkılarını söylemeye devam etmiş, panikleyen faşistler işi ellerini kesip diğerlerine ders olsun diye ortalıkta bir yere asmaya kadar getirmişlerdir.

Jara şarkıları ile daima halkının yanında yer aldı. Müziğin birleştirici gücünden korkan faşistler ne yaparlarsa yapsınlar bugün direniş şarkıları denince ilk önce Victor Jara'nın sesi, sözleri akla gelir.

BEŞ BİN KİŞİYİZ BURADA

Beş bin kişiyiz burada

kentin bu küçük parçasında.

Beş bin kişiyiz.

Ne kadar olacağız bilemem

kentlerde ve tüm ülkede?

Burada yapayalnız

on bin el, tohum eken

ve fabrikaları çalıştıran.

İnsanlığın ne kadarı

açlıkla, soğukla, korkuyla, acıyla,

baskıyla, terör ve cinnetle karşı karşıya?

Yitip gitti aramızdan altısı

karıştı yıldızlara.

Biri öldü, diğerini vurdular asla inanmazdım

bir insanın bir başkasına böyle vuracağına.

Öbür dördü sona erdirmek istedi bu dehşeti

biri boşluğa attı kendini,

diğeri vuruyordu başını duvarlara

ama ölümün işareti var hepsinin bakışlarında.

Nasıl dehşet saçıyor faşizmin yüzü!

Kusursuz bir kesinlikle yürütüyorlar planlarını.

Hiçbir şey umurlarında değil.

Onlar için kan madalyadır,

kıyım kahramanlık gösterisi.

Tanrım,  senin yarattığın dünya bu mu,

çalışıp hayran kaldığın yedi günlük emek bu mu?

Dört duvar arasında tükeniyor ömürler

sanki hiç geçmiyor,

yakarı yalnızca ölümün bir an önce gelmesi için.

Ama birdenbire içim sızlıyor

ve görüyorum bu akışı yürek vurusu olmadan,

yalnızca makinelerin nabzıyla

ve ortaya çıkıyor askerlerin ebelerinin yüzlerinin

yalancı tatlılığı.

Ya Meksika, ya Küba ve tüm dünya

ağlıyorlar bu alçaklık karşısında!

On bir el buradayız

üretmekten yoksun bırakılmış.

Ne kadarız hepimiz tüm ülkede?

Başkanımızın kanı, yoldaşımızın,

Daha güçlü vuracak bombalar ve makineli tüfeklerden!

İşte böyle vuracak bizim yumruğumuz da yeniden!

Ne zor şarkı söylemek

dehşetin şarkısı olunca.

Dehşetti yaşadığım,

ölümüm dehşetti.

Gördüğüm kendimdi oncasının arasında

ve oncasının sonsuzluk anı içinde

sessizliğin ve çığlıkların

ezgileridir şarkımın noktalandığı.

 

Hiç görmemiştim böylesini

Hissetmiş ve hissetmekte olduğum

Yeni bir tohumun doğumu olacak bu...

Şili Stadyumu,  Eylül 1973

Mrt - Eylül 2014

 

 

 


GERİ