karga awdio

Yorum: Robert Plant

Efsane vokalistin yeni albümü solo kariyerinin en iyilerinden

Robert Plant istese 2-3 senede bir Led Zeppelin turneleri yaparak gayet rahat bir yaşam sürmeye devam edebilirdi. Bunu istemediğini net bir şekilde belirterek (“akustik bir şeylerin varsa buluşalım.” demiş ama Page’e) hali hazırda zaten saygın olan solo imajını daha da güçlendirdi. Band of Joy’dan 4 yıl sonra gelen yeni albüm Lullaby and… The Ceaseless Roar, Plant’in 2005’te Mighty ReArranger ile seviye atlayan solo albüm furyasının son ve çizgisinden taşmayan işi. 2007’de Alison Krauss ile kotardığı, bol Grammy’li Raising Sand ve 2010’daki Band of Joy farklı arayışların ürünüydü. Raising Sand’de T-Bone Burnett ve Band of Joy’da Buddy Miller gibi iki büyük prodüksiyon ustasıyla çalışmış olsa da o albümler çok parlak ve modern Nashville soundu ürünleriydi. Hatta son dönemde Amerika’daki country patlamasına da ön ayak isimler Burnett ve Miller. Lullaby and… ise Mighty Arranger’da beraber çalıştığı Justin Adams ile yeniden bir araya geldiği bir albüm ve gene o albümün sounduna en yakın çalışması. Plant’in Justin Adams ortaklığı bence onun doğal solo imzasının ortaya çıkmasını sağlıyor. Yani bir proje kafası ile değil de gerçek Plant’i duyuyoruz bu yeni albümde; Mighty ReArranger’da olduğu gibi.

Justin Adams’ın "world music" kafalı bir adam olması ve Robert Plant’in de özellikle Afrika müzikleri ile kariyerinin büyük bölümde haşır neşir olması ikilinin anlaşmasını kolaylaştırıyor. Lullaby and… bu konuda kulakları zorlamayan yani deneysellik veya arayışltan ziyade ne yaptığını bilen bir çalışma. Biraz da Joe Strummer’ın kariyerinin son döneminde The Mescaleros ile yaptığı müzikleri hatırlatıyor bana. Modern elektronik altyapılar, yer yer güçlü gitarlar ve Afrika ritimleri tüm şarkıların ana temalarını oluşturuyor. Bu açıdan çok farklı bir müzik duymuyoruz. Ama Robert Plant’in vokali çok iyi kaydedilmiş ve Justin Adams’ın başı çektiği The Sensational Space Shifters da işini gayet iyi yapıyor. Tabii buna ek olarak Gambiya’lı riti (tek telli bir Afrika kemanı) ustası Juldeh Kamara da albümün yıldızlarından. Albümde biraz şaşırtıcı anlamda gayet pozitif akorlu pop-rockvari diyebileceğimiz şarkılar da var. Plant’in Krauss ile olan çalışmasına da yakın bir profil çizen bu şarkılar da kanımca her Plant albümünde olmalıdır.

Lullaby and… The Ceaseless Roar tam da olması gereken Robert Plant albümü. Bütün bu Led Zeppelin dedikodularını geride bırakıp (gene de ben tekrar bir araya gelme şanslarının olduğunu düşünüyorum) bu, kendi en yakışan ekiple birkaç güzel albüm daha yapabileceğini düşünüyorum. Bu güzel sesli adamı daha çok dinlemek isteriz. Hem hala da pazar ligi maçlarına da devam ediyor zaten…

Utkan Çınar

Albümle ilgili bir kısa film:

Albümün açılış şarkısı Little Maggie’nin Glastonbury performansı:

The Sensational Space Shifters ile canlı Black Dog:



GERİ