karga awdio
2

Söyleşi: Kontrol Toplumu, Güvencesizlik ve Güvenlik Ruhunun Efendileri (Engin Sustam) // kargART İzlek 2015: Yüzleşme

SÖYLEŞİ

28 EKİM 2015 ÇARŞAMBA 20:00

GİRİŞ ÜCRETSİZ

Adres Caferağa Mah. Kadife Sok. No: 16 34710 Kadıköy İSTANBUL Telefon 0216 449 17 25 – 26 E-Mail info@kargabar.org
info@kargart.net
info@kargamecmua.org

Kontrol Toplumu, Güvencesizlik ve Güvenlik Ruhunun Efendileri

Deleuze’ün 1990’da “Müzakereler” (Pourparlers) kitabında ele aldığı “Denetim Toplumları Üzerine Son söz” yazısında « Kapatıp-kuşatma mekânlarına ilişkin genelleşmiş bir bunalımın ortasındayız » diyerek kontrol toplumlarının bugünkü siyasallığını Foucault’nun disiplin toplumu tespitinden farklı başka bir alana yayarak analiz etmekteydi. Bu durum yeni bir güvenlik rejimine ihtiyaç duyan devlet ve kurumsal sistemin oluşturduğu gözetim sistemi içinde biyopolitik bir anlığın yaşandığı, risk, güvencesizlik ve marketing sistemi üzerine kurulu bir “denetim toplumudur”. Dolayısıyla bütünleşmiş dünya kapitalizmi çağında denetim toplumu, disiplin toplumunun aygıtlarıyla değil (okul, ordu, meclis, aile, parti, hastane, ulus, ırk, tımarhane, söylem ya da hapishane, ki biyopolitik tahakküm kriz anlarında bu paramiliter metalara ve kurumsallaşmaya her zaman gerid dönüşümlü olarak ihtiyaç duyacaktır) tersine bunlarında içine dahil edildiği yeni bir aygıtlar sistemi üzerinden ilerleyen bedenin ve arzuların kontrol altına alınmasını salık veren bir güvenlik ihtiyacaı siyasetiyle hareket eder. Toplum disiplin toplumu gibi “kapalı sistem” değil (système clos) tersine bütün şiddetin, savaşın ve ırkçılığın çıplaklaştırıldığı istisna hallerindeki açık toplumdur. Analojik olarak bu oluşum kendini disiplin toplumundaki düzenlenmiş bilgi ve kelimeler yığınında değil (uyulması gereken kurallar sistemi: toplum, devlet, parti, ahlak, ideoloji kuralları gibi) tersine « bireyin » bütün isteklerinin düzen içine dahil edilmesiyle oluşan “özgürlükler ve vaadler” toplumu olarak tasarlanırken, yeni güvenlik ihtiyacı toplumun kriz halinde olan benliğinin ve arzularının kendine yönelik çabası olarak ortaya çıkar. Güvenlik bir huzur ve sakinlik ihtiyacı olarak iktidarın toplumsal bilgi deposunun matrisini oluşturmaktadır. Keza dilsel epistemenin etik formasyonu bu siyaset sahnesine göre sembol ve değerler üretmektedir. Şiddet, linç kültürü ve ırkçılık yine yeniden organik ve inorganik şekilde bu dönemin otokratik değerlerini öne çıkıyor. Genel bir savaş ve düşmanlaştırma söylemi genel bir denetimin önemli mekaniklerinden biri haline geliyor. Başka bir deyişle despotik bir savaş aygıtına dönüşen devlet, iktidarlar ve kurum küresel alanda yeni bir güvenlik rejimi yaratmak için, yasa, savaş, hukuk, tasnih ve tenkid siyasetiyle sınırları ve kavramları belirlenmiş yönetim tekniğiyle yaşama tedrici müdahalelerde bulunmaktadır.

Bundan dolayıdır ki 1968 hareketinin kapitalizme ve çalışma koşullarına göre bir özgürleşme sloganı olarak ortaya çıkmış Prekerya kavramı (güvencesizlik ve eğretilik durumu) küresel kapitalizm çağında başka bir aygıtlaşmaya dönüşerek, « ezilenlerin » ve çalışanların mağdur edilmesine yönelik yeni sınıfın (işsiz, preker, risk altında, göçmen, vs.) içine doğduğu güvenlik ihtiyacının hissiyatını zedeleyen kontrol toplumu meselesi olarak görünür oluyor. Bu güvenlik ihtiyacı ya da Tokileşme bir siteleşme sistemi olarak (La Zona ya da The Truman Show filmlerini hatırlayınız kapatılmış mekansallıklar, elektronik cihazlarla giriş-çıkışlar) güvenliğin biyopolitik siyasetini görünür kıldığı gibi, bütün bir toplumsal hazne ya da hafıza bir fişleme sistemi etrafında yeniden düzenlenmektedir. Küreselleşmenin hızıyla yeni bir savaş siyasetine dahil olan dünya kapitalizmi ve yerel yönetimsellikleri yaşamın her anını denetim ve egemenlik altına alarak biyopolitik değerleri bir yaşam önerisi olarak toplumsal alana enjekte ederken, insanlar arası ilişkileri, mahremiyeti, dayanışmayı ve paylaşım düzeylerini parçalamaya çalışıyor, ‘kamusal alanlar’ güç rejimleri için denetim gözetlendiği ve bir şekilde denetimin sağlandığı kamusal yığılma alanlarına dönüşmektedir. Ama aynı şekilde ekliyebiliriz ki, kamusal mekanlar artık, sınırları ve haritaları zorlayan garantisizlerin, göçmenlerin, evsiz barksızların geçiş alanlarına hatta konaklama mekanlarına da dönüşmektedir. Savaş siyasetinin, küresel apartheid rejimin, yeni bir güvenlik ihtiyacının tasarlandığı herkesin hayatının her an risk altında olduğu ve preker kaldığı, özgürlük anlığının boş zaman etkinliği haline getirildiği, verim alınabilir bir insan-zaman sermayesinin oluşturulduğu toplumsal denetim alanından söz ediyoruz. 

Engin Sustam


Engin Sustam kimdir?

Fransız Enstitüsü Anadolu Araştırmaları Merkezi'nde (IFEA) araştırmacı olan Sustam, aynı zamanda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi/Felsefe ve MSGSÜ/Sosyoloji Bölümlerinde de Öğretim Görevlisi olarak ders vermektedir.

Etkinlik ücretsizdir
18 yaş sınırı vardır
salon 40 kişi ile sınırlıdır

#kargARTİzlek2015Yüzleşme